CBTiSTANBUL

Beck Yönelimli Kognitif Terapi

Travmaya Bağlı Suçluluk İçin Kognitif Terapi: Kavramsal Temeller ve Tedavi Özetleri

Posted By on April 12, 2021

ÖZET

Suçluluğun hem duyusal hem de bilişsel boyutları olduğu konusunda tutarlı bir fikir birliği vardır. Bilişsel öğelerin çok önemli bir rol oynadığı, olayla ilişkili suçluluğun kavramsallaştırmasını tanımlıyoruz. Suçluluğun birincil bilişsel bileşenleri veya belirleyicileri olarak öne sürülen faktörler arasında algılanan yanlış davranış, sorumluluk kabulü, algılanan gerekçelendirme eksikliği ve geriye dönük önyargının neden olduğu sonuç öncesi bilgi hakkında yanlış inançlar yer alır. Her bilişsel bileşen, irrasyonel bir inanç veya büyüklükleri değişebilen hatalı bir sonuç olarak ortaya çıkabilir. Travma kurbanlarının travmatik olaylardaki rolleri hakkında hatalı sonuçlara varmalarına yol açabilecek çok sayıda mantık hatası tespit edilmiştir. Önerilen model dahilinde, bu düşünme hatalarını düzeltmek suçluluğu hafifletmenin en iyi yolu olarak kabul edilir ve travmaya bağlı suçluluk için kognitif terapinin birincil görevidir (CT-TRG). Her suçluluk sorunu ile birlikte, bir sorgulama / hayali maruz kalma egzersizi bilişsel terapiden önce gelir. Uygun CT-TRG, önemli ölçüde psikoeğitim ve her suç bileşeninin işbirliğine dayalı incelemesini içerir. Hastalara “o zaman” bildiklerini “şimdi” bildiklerinden ayırt etmelerini ve travma meydana geldiğinde sahip olunan inançlar ve sahip olunan bilgiler ışığında sorumluluk, gerekçelendirme ve yanlışlık algılarını yeniden değerlendirmeyi öğretmek için prosedürler tanımlanmıştır. Tedavi modelinin uygulanabilirliği ile ilgili birkaç konu tartışılmaktadır.

Referans: Kubany, E. S., & Manke, F. P. (1995). Cognitive Therapy for Trauma-Related Guilt: Conceptual Bases and Treatment Outlines. Cognitive and behavioral practice 2, 27-61.

Saygılarımla,

Klinik Psikolog Esnayi İbrahimli, MA

Otobiyografik Bellek ve PTSD

Posted By on April 5, 2021

PTSD uzun zamandır otobiyografik bellekte olan değişimlerle ilişkilendirilmiştir. PTSD yaşayan bireylerin tanı kriterlerinden olan müdahaleci anılar ve geçmişe dönüş (flashback) yaşamalarının yanında geçmişten gelen  bazı spesifik anıların detaylarını hatırlamakta güçlük çektikleri bulunmuştur. Bireyin geçmişte yaşadığı belirli anıları hatırlamada güçlük çekmesine ‘aşırı genellenmiş otobiyografik hafıza’ denilmektedir. Bu kavramın altında yatan süreçle ilgili önemli orjinal bulgular ve kanıta dayalı çalışmalar bulunmaktadır. Bu makale otobiyografik belleğin teorisi, araştırma sonuçları, travmatik stresi nasıl sürdürdüğü ile ilgili bulguları özetlemektedir.

Referans: Lapidow, E. S., & Brown, A. D. (2016). Autobiographical memories and PTSD. Comprehensive Guide to Post-Traumatic Stress Disorders, 131–146.

Saygılarımla,

Psk. Işın Su İnam

Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Borderline Kişilik Bozukluğu Tanılarında Klinisyen Yanlılığı

Posted By on March 27, 2021

Özet

New York Eyaletinden rastgele seçilen bir grup gönüllü psikologtan (N=119) oluşan örneklem, mail anketi üzerinden borderline kişilik bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu için eşit kriterleri sağlayan bir vaka vinyetinde birincil tanı ve dışlayıcı tanıları buldu. Vinyetler bir erkek veya kadın danışanı ve çocukluk çağı cinsel istismarını başta veya sonda tarif ediyordu. Sonuçlar, bilişsel davranışçı terapistlerin borderline kişilik bozukluğu veya diğer bozukluklara nazaran travma sonrası stres bozukluğu tanısını, psikodinamik terapistlerin ise travma sonrası stres bozukluğu veya diğer bozukluklara nazaran borderline kişilik bozukluğu tanısını koyma eğiliminde olduğunu gösterdi. İstismar öyküsünü vermenin anchoring etkisi (ilk bilginin, sonraki bilgilere maruz kalındığında, bilginin düzenlenmesi için sabitleyici etki yapıp yapmadığına dair kanıt) olduğu bulundu. Bulgular, klinisyen veya hastaya dair cinsiyet yanlılığını desteklemedi.

Referans: Woodward, H. E., Taft, C. T., Gordon, R. A. ve Meis, L. A. (2009). Clinician Bias in the Diagnosis of Post Traumatic Stress Disorder and Borderline Personality Disorder. Psychological Trauma: Theory, Research, Practice and Policy. 1(4), 282-290.

Saygılarımla,

Klinik Psikolog Gizem Hüroğlu, MA

Dayanıklılığı(Resilience) anlamak ve TSSB’Yİ önlemek ve tedavi etmek

Posted By on March 20, 2021

Esneklik, sıkıntı, travma veya önemli tehdit karşısında başarılı bir şekilde uyum sağlama dinamik yeteneği olarak tanımlanır. ‘Resilience’ ile ilgili en önemli erken çalışmalardan bazıları çocuklarda gözlemsel çalışmalardı. Yetişkinlerde yapılan araştırmalar, farklı popülasyonlarda esnekliği teşvik etmek için müdahaleleri test eden çalışmalar ve altta yatan genomik ve nörobiyolojik mekanizmalar üzerine yapılan çalışmaların son bir artışı izledi. Klinik öncesi esneklik modellerinde yapılan nöral ve moleküler çalışmalar, dirençli hayvanlarda aktif stres adaptasyonlarını giderek daha fazla tanımlamaktadır. Hayvan ve insan canlılık çalışmalarından elde edilen bilgiler, risk altındaki popülasyonlarda canlılığı artırmak için yeni önleyici müdahaleler geliştirmek için kullanılabilir. Ayrıca, tedavi müdahaleler psikolojik dayanıklılık (TSSB) travma sonrası stres bozukluğu olan kişiler için mevcut tedavi müdahalelerini zenginleştirmek için sürekli bağlantılı olan potansiyel olarak değiştirilebilir koruyucu faktörlerin artırılması üzerinde duruldu. Esnekliğin nörobiyolojisi hakkındaki genişleyen bilgimizi tercüme etmek, bu durumu tedavi etmek için yeni terapötik stratejiler vermeyi vaat ediyor. Bu derleme, genomik, psikososyal ve nörobiyolojik seviyeleri kapsayan geniş esneklik araştırma alanını özetlemektedir ve bulguların TSSB için yeni önleyici ve tedavi müdahalelerine nasıl yol açtığını ve yol açabileceğini tartışmaktadır.

Referans:

Horn, S. R., & Feder, A. (2018). Understanding resilience and preventing and treating PTSD. Harvard review of psychiatry26(3), 158-174.

Saygılarımla,

Psk. Selin Zorlu

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Kognitif Modeli

Posted By on March 18, 2021

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), travmatik olaylara verilen yaygın bir tepkidir. Birçok insan sonraki aylarda iyileşir, ancak önemli bir alt grupta semptomlar genellikle yıllarca devam eder. TSSB’nin kalıcılığının bilişsel bir modeli önerilmektedir. Bireyler travmayı ciddi, güncel bir tehdit duygusuna yol açacak şekilde işlediklerinde TSSB’nin kalıcı hale geldiği öne sürülür. Tehdit duygusu şunların bir sonucu olarak ortaya çıkar: (1) travma ve / veya sekellerine ilişkin aşırı olumsuz değerlendirmeler ve (2) zayıf detaylandırma ve bağlamsallaştırma, güçlü çağrışımsal bellek ve güçlü algısal hazırlama ile karakterize edilen otobiyografik bellek rahatsızlığı. Olumsuz değerlendirmelerdeki ve travma belleğindeki değişim, bir dizi sorunlu davranışsal ve bilişsel strateji ile engellenir. Model, TSSB’nin temel klinik özellikleriyle uyumludur, görünüşte şaşırtıcı olan birkaç olguyu açıklamaya yardımcı olur ve değişim için üç temel hedef belirleyerek tedavi için bir çerçeve sağlar. Son çalışmalar, modelin çeşitli yönleri için ön destek sağlamıştır.

Referans: Ehlers, A., & Clark, D. M. (2000). A Cognitive Model of Posttraumatic Disorder. Behaviour Research and Therapy, 319-345.

Saygılarımla,
Klinik Psikolog Esnayi İbrahimli, MA

Proudly Powered by WordPress | Theme by The Cloisters | Entries RSS  Comments RSS