CBTiSTANBUL

Beck Yönelimli Kognitif Terapi

Obsesif – Kompulsif Bozukluğu: Anlama ve Tedavi Etme

Posted By on January 18, 2021

OKB için davranış terapisinin gelişimi ve kognitif davranış terapisine dönüşümü, 1970’lerin ortalarında Rachman ve meslektaşları tarafından yürütülen çok önemli bir dizi deneyin önemini vurgulayarak anlatılmaktadır. Daha yakın zamanlarda,kognitif teorideki gelişmeler, takıntılı sorunları anlamanın anahtarının, müdahaleci düşüncelerin, görüntülerin, dürtülerin ve şüphelerin yorumlanma biçiminde yattığını göstermektedir. Önemli olumsuz yorumlar genellikle kişinin eyleminin (veya hareket etmeme seçiminin) kendisine veya başkalarına zarar verebileceği fikriyle ilgilidir. Bu sorumluluk yorumunun birkaç sonucu vardır (etkisizleştirme davranışı ve diğer üretken olmayan stratejileri motive etmek, seçici dikkati artırmak, olumsuz ruh halini artırmak gibi); bunlar olumsuz inançları ve dolayısıyla obsesif-kompulsif problemi sürdürmeye hizmet eder. Kognitif-davranışçı tedavinin hem genel hem de özel yönleri tanımlanmıştır. Obsesyonel problemlere özgü bir dizi tedavi stratejisi klinik olarak ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Referans: Salkovskis, P. M. (1999). Understanding and treating obsessive ± compulsive disorder37, 29–52.

Saygılarımla,

Psk.Esnayi İbrahimli

Obsesif Kompulsif Bozuklukta Risk Değerlendirmesi ve Yönetimi

Posted By on January 14, 2021

Obsesif kompulsif bozukluğu olan bazı kişiler, tekrarlayan müdahaleci cinsel, saldırganlık (agresif) veya ölümle ilgili düşünceler yaşarlar ve sonuç olarak ayrıntılı ve uygun olmayan risk değerlendirmelerine tabi tutulabilirler. Bu belirgin ‘birincil’ riskler, bozukluğun fenomenolojisini dikkatli bir şekilde anlayarak oldukça kolay bir şekilde ele alınabilir. Aynı zamanda daha dikkatli değerlendirme gerektiren daha az belirgin olan ‘ikincil’ riskler de vardır. Bu makale, OKB yaşayan kişilerde müdahaleci düşüncelerin ve dürtülerin cinsel veya şiddet suçluları tarafından deneyimleyenlerden ayrımını, kendine zarar ve intihar davranışının değerlendirilmesini, rahatsız edici obseseyonların yapısını hasta ile ele alınmasını, obsesif kompulsif bozukluğu olan kişiyle yaşayan aileye zarar ve şiddet riskini değerlendirilmesi ve içgörü eksikliğini tartışmaktadır. Özellikle, OKB yaşayan çocuklar ve gençler ile ilgili konularda Ruh Sağlığı Yasasının kullanımını vurgulamaktadır.

Referans: Veale, D., Freeston, M., Krebs, G., Heyman, I., & Salkovskis, P. (2009). Risk assessment and management in obsessive-compulsive disorder. Advances in psychiatric treatment, 15(5), 332-343.

Saygılarımla,

Psk. Işın Su İnam

Anksiyetede Ayırıcı Tanılar: Psikiyatrik ve Medikal Bozukluklar

Posted By on January 3, 2021

Bu makale anksiyete bozukluklarının ayırıcı tanılarını gözden geçirmektedir. Bu gözden geçirme çalışması, DSM-III’te tanımlananlar üzerinden anormal anksiyete sendromlarına odaklanmaktadır. Bu sendromların, sadece sağlıklı popülasyondaki anksiyete semptomlarına yönelik spektrumun bir ucu değil, farklı normal dışı durumları ve tanı kategorilerini temsil ettiği varsayılmaktadır. Yine de bu varsayım kesin olarak ispatlanmış değildir. Dahası, DSM-III tarafından kullanılan spesifik kategorizasyonun desteklenmesi değişkenlik göstermektedir. Yine de çeşitli alanlardaki muhtemel geçerliliği ve yaygın kullanımı gibi nedenlerle bu makale DSM-III sistemini takip etmektedir. Öncelikle DSM-III’te tanımlanan birincil anksiyete bozuklukları, takiben DSM-III’teki başka bozukluklar ve ardından anksiyete bozukluklarıyla ilişkili olan medikal bozukluklar tartışılmaktadır. Makale, ayırıcı tanıda yararlı olabilecek klinik ve demografik özelliklere odaklanmaktadır.

Saygılarımla,

Klinik Psikolog Gizem Hüoğlu, MA

Hipokondriyazisin Çağdaş Kavramsal Modeli

Posted By on December 29, 2020

Uygun sağlık muayenesine rağmen ciddi bir hastalığa yakalanma korkusuyla meşgul olan hastalık kaygısı bozukluğu yaşayan kişi ile sıklıkla tibbi ortamlarda karşılaşılır. Bu bozukluğun en belirgin özelliği doktorlardan, tıbbi kaynaklardan, kendi kendini kontrol etme ile aşırı güvence aramaktır; ancak birçok hasta değerlendirilirse üzücü bilgi alacaklarından korkar ve bu nedenle konsültasyonlardan kaçınır ve fiziksel olarak hasta olduklarına inanarak fizyolojik olaylarla meşgul olmaya devam ederler. Son 20 yılda Hipokondriyazisin anlaşılmasında ve tedavisinde önemli gelişmeler görülmüştür. Bu makalede Hipokondriyazisin çağdaş bir kavramsal modelini ve bu modelden yola çıkılan kognitif davranışçı terapi adı verilen etkili bir tedavi biçimini gözden geçiriyoruz. Bu kavramsallaştırmanın hastalara sunulması ve uygun tedavinin teşvik edilmesi için önerilerde tartışılmaktadır. 

Referans: Abramowitz, J. S., Schwartz, S. A., & Whiteside, S. P. (2002). A Contemporary Conceptual Model of Hypochondriasis. Mayo Clin Proc., 77(12), 1323-1330.

Saygılarımla,

Psk. Işın Su İnam

Sosyal Fobinin Tedavisi

Posted By on December 21, 2020

Sosyal fobi (veya sosyal anksiyete bozukluğu), sosyal veya performans durumlarında belirgin ve kalıcı bir olumsuz değerlendirme korkusu olarak kendini gösterir.Epidemiyoloji, tanı ve psikopatoloji klinik tablo, kültürel yönler ve agorafobi ve sosyal fobi arasındaki farklar da dahil olmak üzere gözden geçirilir. Kademeli kendini maruz kalma ve bilişsel yeniden yapılanma da dahil olmak üzere davranışsal tedaviler göz önünde bulundurulmaktadır. Sosyal fobinin sürdürülmesi üzerine bilişsel bir modeli tartışılmıştır. Dikkatin görüntülere, güvenlik davranışlarına ve ‘ölüm sonrası’ analizlere doğru kaymasının semptomların korunmasında önemli bir rol oynadığı varsayılmaktadır. Bunun tedavi için etkileri açıklanmıştır ve farmakolojik tedavi için kılavuzlar özetlenmiştir. 

Referans: Veale, D. (2003). Treatment of social phobia. Advances in psychiatric treatment9(4), 258-264. 

Saygılarımla,

Psk. Selin Zorlu

Proudly Powered by WordPress | Theme by The Cloisters | Entries RSS  Comments RSS