CBTiSTANBUL

Beck Yönelimli Kognitif Terapi

Bozukluğa Özgü ve Tanılararası Vaka Kavramsallaştırmaları

Posted By on December 2, 2020

Vaka kavramsallaştırması, bireylerin özgün deneyimlerini psikolojik teori ile bütünleştirme sürecidir ve genellikle etkili bir terapide merkezi bir süreç olarak tanımlanır. Dolayısı ile, bilişsel davranışçı perspektif ile çalışan klinisyenin  karşı karşıya kaldığı temel soru bir danışanla formülasyon yaparken hangi formülasyon teorisinin temel alınması gerektiğidir. Bu soruyu öncelikle bozukluğa özgü ve transdiagnostik (tanılararası) yaklaşımların güçlü ve sınırlı yönlerini dikkate alarak ele alırız. Böylece yaklaşımlar arasındaki farklılıklar, teori ve araştırmalardan en uygunlarını seçip birleştirilerek klinisyenin terapiyi bireyselleştirmesine izin veren formülasyon için, ilkelere dayanan bir yaklaşımla çözülen  yapboz ya da bilmece olarak çerçevelenir. Ayrıca, danışandaki gelişmenin nasıl kalıcı hale geleceğini dikkate alarak, danışanın güçlü ve resilience taraflarını da dahil eden bozukluğa özgü ve tanılararası formülasyonun önemini vurgulamaktayız. Bunu başarabilmek için, zorunlu olarak bozukluğa özgü modelleri değerlendirmenin ötesine geçmekte, iyilik (wellbeing) ve dayanıklılık (resilience) modellerinden yararlanmanın önemini vurgulamakta ve bunu yaparak sadece bozuklukların değil, aynı zamanda dayanıklılığın da teorik açıklamalarını önemli hale getirmekteyiz.

Referans: Dudley, R., Kuyken, W., Padesky, C. A. (2011). Disorder specific and trans-diagnostic case conceptualisation. Clinical Psychology Review, 31 (2), 213-224.

Saygılarımla,

Klinik Psk. Gizem Hüroğlu, MA

Bilgi İşleme Perspektifinden Anksiyete ve Depresyon

Posted By on November 30, 2020

Beck’in anksiyete ve depresyonun kognitif teorisi (KT) kısaca açıklanmıştır. Her psikopatolojik durumun belirli bir kognitif profile sahip olduğu öne sürülmüştür. Anksiyete durumlarında, bu profil kişinin kişisel alanına algılanan fiziksel veya psikolojik tehdit temasını içerirken, depresyonda düşünsel içerik kaybı veya yoksunluğu vurgular. Dahası, KT, her bir bozuklukta belirgin olan spesifik kognitif içeriğe dayanan duygusal durumlar arasındaki farklılaşmayı önermektedir. Bilişsel profil ve içerik özgüllüğü hipotezleri ile ilgili ampirik literatür gözden geçirilmekte ve daha fazla araştırma için öneriler tartışılmaktadır.

Referans: Beck, A. T., & Clark, D. A. (1988). Anxiety and depression: An information processing perspective. Anxiety research1(1), 23-36.

Saygılarımla,

Psk. Selin Zorlu

Depresyonun Bilişsel-Davranışsal Tedavisi: Tedavi Planlamasına Yönelik Üç Aşamalı Model

Posted By on November 23, 2020

Bu makale, depresyonun bilişsel-davranışçı tedavisine rehberlik etmek için kullanılabilecek üç aşamalı bir modeli açıklamaktadır. İlk aşamada, terapist sağlam bir terapötik ittifak kurar, kapsamlı bir depresyon değerlendirmesi yürütür ve ön tedavi planına rehberlik etmek için ayırıcı tanı kullanır. İkinci aşamada, tedavi planını her bir danışanın(hastanın) özel ihtiyaçları ile eşleştirmek için bir dizi modül kullanılır. Modüller, genellikle depresyonla ilgili farklı alanları hedef alır: azaltılmış aktivite, sosyal bozulma, etkisiz başa çıkma, bilişsel önyargılar, problem çözme eksiklikleri ve yetersiz özgüven. Üçüncü aşamada, depresif hastalar nüks riskini azaltmak ve depresif duyguların olası tekrarını yönetmek için özel stratejiler öğrenebilirler. Üç aşamalı model, tedavi stratejilerinin entegrasyonunu destekler ve terapistin her bir danışanın ihtiyaçlarına cevap veren yapılandırılmış bir tedavi planı sağlamasına izin verir.

Referans: Overholser J. C. (2003). Cognitive-Behavioral Treatment of Depression: A Three-Stage Model to Guide Treatment Planning

Saygılarımla,

Psk.Esnayi İbrahimli

Farklı Bir Depresyon: Bipolar ve Unipolar Depresyon Arasındaki Klinik Ayrımlar

Posted By on November 16, 2020

Tanıda gecikme veya yanlış tanı koyma bipolar bozukluğu olan hastaların acısını devam ettirir. Bununla birlikte doğru erken tanı koyma bazen zordur, özellikle de hastalar sık sık unipolar depresyon ile karıştırılabilen depresif evrede bulunduklarından dolayı. Ne yazık ki, unipolar depresyon için uygun terapi, bipolar bozuklukta, özellikle ailede bipolarite ve intihar öyküsü olanlarda manik kayma veya döngü hızlanması riskini artırabilir, ancak bazı bipolar hastalarda bazı antidepresanlar işe yarayabilir. Buna ek olarak şu anda mevcut olan duygu düzenleyicilerin çoğu maniyi yönetmede etkili olsada depresyonu etkili bir şekilde çözmez. Buna karşılık Lamotrijin bipolar depresyonda etkisini göstermiştir ve çok düşük manik kayma riskine sahiptir. Unipolar depresyon ile karşılaştırıldığında bipolar depresyonun hipersomni, psikomotor yavaşlama, hızlı değişen ruh hali, erken başlangıç ve ailede bipolar bozukluk öyküsü ile ilişkili olma olasılığı daha yüksektir. Bu ayrımların farkındalığı, bipolar bozukluğun teşhisini büyük ölçüde iyileştirebilir ve etkili terapötik müdahale için bir olanak sağlayabilir.

Referans: Bowden, C. L. (2005). A different depression: clinical distinctions between bipolar and unipolar depression. Journal of Affective Disorders, 84(2-3), 117-125.

Saygılarımla,

Psk. Işın Su İnam

Tekrarlayan Depresyonun Önlenmesinde CBT’nin 6 Yıllık Takip Sonuçları

Posted By on November 9, 2020

Amaç:Çok az sayıda çalışma, depresyonda yeniden ortaya çıkmayı önlemek için farmakolojik olmayan stratejiler kullanmaktadır. Rezidüel (kalıntı) semptomların kognitif davranışçı tedavisinin, 2 yıllık bir takipte tekrarlayan depresyonda klinik tedaviden anlamlı derecede daha düşük bir nüks oranı sağladığı bulunmuştur. Bu araştırmanın amacı, klinik tedaviye karşı kognitif davranış tedavisinin 6 yıllık bir takibini sağlamaktı.Metodoloji:Antidepresan ilaçlarla başarılı bir şekilde tedavi edilen nükseden majör depresyonu olan kırk hasta, ya artık semptomların kognitif davranış tedavisine (yaşam tarzı değişikliği ve well being – iyilik terapisi ile desteklenen) ya da klinik tedaviye rastgele atandı. Her iki grupta da antidepresan ilaçlar azaltıldı ve kesildi. 6 yıllık bir takip yapıldı. Bu süre zarfında, nüks ortaya çıkmadıkça hiçbir antidepresan ilaç kullanılmadı.Bulgular:Kognitif davranış tedavisi, klinik tedaviye göre (% 90) 6 yıllık bir takipte önemli ölçüde daha düşük bir nüks oranı (% 40) ile sonuçlandı. Kognitif davranış tedavisi alan grup, klinik tedavi grubuna kıyasla anlamlı olarak daha düşük tekrarlama sayısına sahipti.Sonuç:Farmakoterapi sonrası bilişsel davranışçı tedavinin ardışık kullanımının tekrarlayan depresyonda uzun vadeli sonuçları iyileştirebileceğini göstermektedir. Tekrarlayan depresyonu olan hastaların önemli bir kısmı, ilaç tedavisini başarıyla sonlandırabilir ve odaklanmış bir psikoterapi kürü ile en az 6 yıl boyunca sağlıklı kalabilir.

Referans: Fava, G. A., Ruini C., Rafanelli, C., Finos, L., Conti, S., & Grandi, S. (2004). Six year outcome of cognitive behavior therapy for prevention of recurrent depression. The American Journal of Psychiatry, 161(10), 1872-1876.

Saygılarımla
Uzm. Psk. Gizem Hüroğlu

Proudly Powered by WordPress | Theme by The Cloisters | Entries RSS  Comments RSS