Başarılı farmakoterapiden sonra, rezidüel semptomların bilişsel davranışçı
tedavisi (CBT), primer majör depresif bozukluğu olan hastalarda klinik
yönetimden (CM) önemli ölçüde daha düşük bir nüks oranı vermiştir. Bu
çalışmanın amacı, tekrarlayan depresyon hastalarında (≥ 3 depresyon episodları) bu yaklaşımın etkinliğini test etmektir. Antidepresan
ilaçlarla başarılı bir şekilde tedavi edilen tekrarlayan majör depresyonu olan
40 hasta, rastlantısal olarak rezidüel semptomların CBT’sine (yaşam tarzı
değişikliği ve refah tedavisi ile desteklenir) veya klinik tedaviye (CM) rastgele
atandı. Her iki grupta da, 20 haftalık deney sırasında, antidepresan ilaç
uygulaması yavaş yavaş azaltılmış ve kesilmiştir. Kalıntı semptomlar, Depresyon
için Paykel Klinik Görüşme’nin modifiye edilmiş bir versiyonuyla ölçüldü. İki
yıllık takip süresinde bir nüksetme olmadıkça hiçbir antidepresan ilacın
kullanılmadığı izlendi. CBT grubu, ilaç tedavisinin kesilmesinden sonra klinik
tedavi (CM) grubuyla karşılaştırıldığında anlamlı derecede düşük rezidüel
semptom seviyesine sahipti. 2 yıllık takipte CBT (% 25), klinik tedaviden (CM)
(% 80) daha düşük bir nüks oranıyla sonuçlandı. Bu fark, hayatta kalma analizi
ile istatistiksel olarak önemli olmuştur. Bu sonuçlar, uzun süreli ilaç
tedavisinin, tekrarlayan depresyon hastalarında nüksü önleyen tek araç olduğu
varsayımına meydan okumaktadır. Bazı hastalarda bakım farmakoterapisi (maintenance
pharmacotherapy) gerekli görünse de, CBT diğer hastalar için uygun bir
alternatif sunar. Rezidüel semptomların iyileştirilmesi, rezidüel semptomların
nüks prodromlarına ilerlemesini etkileyerek depresyon hastalarında nüks riskini
azaltabilir.
Referans: Fava, G. A., Rafanelli, C., Grandi, S., Conti,
S., & Belluardo, P. (1998). Prevention of recurrent depression with
cognitive behavioral therapy: preliminary findings. Archives of general
psychiatry, 55(9), 816-820.
Saygılarımla,
Psk. Mübeccel Oskay

