Olumsuz Bilişler, Duygusal Düzenleme ve Depresyon Semptomlarının Dört Kıtadaki İlişkileri: Depresyonun Bilişsel Modeline Uluslararası Destek

Özet: Bilişsel-davranışçı terapi (BDT), depresyon için en yaygın olarak test edilen ve ampirik olarak desteklenen psikolojik tedavilerden biridir. Beck ve diğer akademisyenler Kuzey Amerika toplumlarında BDT’nin teorik temellerini oluşturmuşlardır, ancak şaşırtıcı bir şekilde az sayıda bazı çalışmalar Batılı olmayan bölgelerde yaşayan insanlar arasındaki depresyonun bilişsel modeli merkezi hipotezini incelemiştir.

Yöntem: Bu çalışmada, dört kıtada yaşayan yetişkinler (n = 752) arasında bilişsel modelin çeşitli merkezi hipotezlerini incelemek amacıyla ölçüm yanlılığını en aza indirmek için hizalama yöntemi kullanılmıştır: Kuzey Amerika (n = 103; kadın = %29,1), Avrupa (n = 404; kadın = %36,4), Güney Amerika (n = 108; kadın = %18,5) ve Asya (n = 136; kadın = %19,9.)

Bulgular: Dört kıtada yaşayan insanlar arasında depresif belirtiler, kendilik hakkındaki olumsuz otomatik düşünceler (ATQ-N) ile pozitif ve güçlü bir korelasyona sahipken, işlevsel olmayan tutumlar (DAS) ile orta derecede ilişkiliydi. Ayrıca, duyguyu düzenlemek için duygusal baskılama stratejilerinin kullanımı (ERQ-Bastırma), dört kıtanın tamamındaki insanlar arasında depresif belirtilerle orta derecede ve pozitif bir şekilde ilişkiliyken, bilişsel-yeniden değerlendirmenin (ERQ-Yeniden Değerlendirme) kullanımı depresif belirtilerle sistematik olarak ilişkilendirilmemiştir.

Sonuçlar: Bu çalışmanın sonuçları, depresyonun bilişsel modelinin temel hipotezleri için kıtalar arası ön destek sunmaktadır. Olumsuz düşüncelerin dünyanın her bölgesinde depresyonla ilişkili olduğu görülüyor ve bu durum, bozukluğun ayırt edici bir özelliği olarak bu yapıyı pekiştiriyor.

Referans: Chahar Mahali, S., Beshai, S., Feeney, J. R., & Mishra, S. (2020). Associations of negative cognitions, emotional regulation, and depression symptoms across four continents: International support for the cognitive model of depression. BMC psychiatry20(1), 18. https://doi.org/10.1186/s12888-019-2423-x

Saygılarımla, 

Psikolog Pınar Kandemir 

CBTiSTANBUL